Etiketler: Ali Sürmeli, derviş zaim, filler ve çimen, Haluk Bilginer, mafya, Sanem Çelik, sistem
Yorumlar: No Responses
Havva (Sanem Çelik), Avrasya maratonuna hazırlanan uluslar arası bir atlettir. Güneydoğu’da yaralanan kardeşi ldem’le birlikte zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren, sağda solda küçük işlerde çalışarak geçimini sağlayan,
beş yıldızlı bir otelden yemek yardımı alarak çalışmalarını sürdüren sıradan bir insan. Sabit (Haluk Bilginer), siyaset, mafya ve istihbarat üçgeninde gemisini yüzdüren bir işadamı, uyuşturucu tüccarı ve kumarhaneler zinciri sahibi. Egemen, devletin istihbarat örgütünün başı. Aziz Bebek (Bülent Kayabaş) devlet bakanı. Camoka (Ali Sürmeli), devlet bakanı Aziz Bebek’in karanlık işlerini yapan bir tetikçi. Kendine ait bir örgütü var ve tetikçilikten kazandığı paralarla Kolombiyalılarla uyuşturucu işine soyunmaya çalışıyor. Öte yandan Tarabya sahillerindeki beş yıldızlı bir otel (Havva’nın yemek yardımı aldığı otel) ve bu otelle birlikte kumarhaneyi almak isteyen Sabit’in otel sahibiyle olan ilişkileri. Birbirinden bağımsız gibi görünen bu insanlar aslında aynı sistemin içinde kendi iktidar alanlarını oluşturmuş ve sistemden beslenen asalaklardır. İşlenen bir cinayet bütün bu birbirinden habersiz insanların yolunu bir yerde buluşturur. Silâhlar, kovalamacalar, takipler, şantajlar, cinayetler, korku ve tedirginlik hızla yükselir. Ortaya çıkan küçük bir Türkiye portresidir aslında.
Derviş Zaim bir tesadüfler yumağı içinde sıradan insanların dünyasını anlatıyor aslında. Yani fillerin tepiştiği yerdeki çimenleri. Her ne kadar filler daha çok gözükseler bile. Zaim, sinemacılar için tabu olarak görülebilecek konulara cesurca eğilmiş. Ayrılıkçı etnik terör örgütünün eylemleri, istihbarat örgütünün komploları, mafya çatışmaları, siyasetçilerin istihbarat ve mafya örgütleriyle ilişkileri/çatışmaları, mafya içi hesaplaşmalar vs.
Film özellikle Havva ile ilgili sahnelerde ve Havvanın hayatındaki kesitlerle izleyiciyi yüreğinden yakalamayı başarıyor. Havva’nın kardeşi ile ilişkileri, hafta sonu gezintileri, ebru atölyesindeki yaşamı (ebrunun da ayrıca metaforik bir önemi var filmde), polis komiserinin yalnızlığı, çaresizliği ve Havvanın (yani yığınların) bu keşmekeş içinde kıyısından, köşesinden teğet geçtiği olaylar karşısındaki şaşkınlığı (anlamlandıramama şaşkınlığı).
Birkaç aksayan sahnenin ve diyalogun dışında genel olarak başarılı bir film olan Filler ve Çimen konusu kadar yönetimi ve sinemasal özellikleriyle de çıtayı yükselten hem Derviş Zaim’in hem de Türk sinemasının yüzakı filmlerinden biri olmaya aday.



YORUMLAR